top of page

Fikirlerinize Nasıl Sahip Çıkarsınız: Erken Kariyer İçin Patent ve Ticarileştirme Rehberi

Bunu okuyorsanız muhtemelen pipetlemeye ara verdiniz, kodun derlenmesini bekliyorsunuz veya bir makalenin tartışma bölümünü yazmayı erteliyorsunuz.

Kariyerinin başındaki bilim insanları olarak —ister doktora adayı, ister doktora sonrası araştırmacı (postdoc), isterse genç bir öğretim üyesi olun— tek bir para birimine önem vermeye şartlanmışızdır: Atıflar.


Bize bir fikrin yaşam döngüsünün şöyle olduğu öğretilir:

  1. Bir hipotez kur.

  2. Çalış (kan, ter ve gözyaşı).

  3. Makaleyi yayınla.

  4. İnsanların okumasını um.

Ancak fikirlerinizin sadece okunmakla kalmayıp kullanıldığı paralel bir evren var. Fikirlerin yeni ilaçlara, daha iyi bataryalara, daha hızlı algoritmalara veya tıbbi cihazlara dönüştüğü bir yer. Burası, Fikri Mülkiyet (FM) ve ticarileştirme dünyasıdır.


Hukuki jargon ve takım elbiselerle dolu bu dünya korkutucu görünebilir. Ama öyle olmak zorunda değil. İşte fikirlerinize sahip çıkmanız ve laboratuvar çalışmalarınızı gerçek dünya etkisine dönüştürmeniz için dostane ve kapsamlı rehberiniz.


Akademide temel amacımız genellikle evrenin mekanizmasını açıklamaktır. Protein X'in Enzim Y ile nasıl etkileşime girdiğini bilmek isteriz. Bunu bulursak, yayınlarız.


Ticarileştirmede ise soru değişir. "Bu ilginç mi?" diye sormayı bırakır ve "Bu hangi problemi çözüyor?" diye sormaya başlarız.

Bir mucit gibi düşünmek için, araştırmanıza Üç Patent Sütunu merceğinden bakmanız gerekir:

  1. Yenilik (Novelty): Bu tamamen yeni mi? (Eğer 1985 tarihli bir makale bunu tarif ediyorsa, patentleyemezsiniz).

  2. Buluş Basamağı (Non-Obviousness): Bu şaşırtıcı bir sıçrama mı? (Eğer alanınızdaki ortalama bir bilim insanı "Eh, bunun çalışacağı zaten belliydi" diyorsa, muhtemelen patentlenemez).

  3. Sanayiye Uygulanabilirlik (Utility): Bu gerçekten işe yarar bir şey yapıyor mu?

Profesyonel İpucu: Patentlenebilir bir fikir için bitmiş bir ürüne ihtiyacınız yoktur. Sadece "uygulamaya dökme" (reduction to practice) aşamasına ihtiyacınız vardır; yani esasen konseptinizin sadece bir fantezi olmadığını kanıtlayacak yeterli veriye.

"Kamuya Açıklama" Tuzağı

Bu rehberden aklınızda tek bir şey kalacaksa o da şu olsun: Patent ofisinizle konuşmadan önce buluşunuz hakkında halka açık konuşmayın.

Bilim camiasında paylaşmayı severiz. Posterler sunarız, bölüm seminerleri veririz, arXiv veya bioRxiv'e ön baskılar yükleriz.

Dünyanın pek çok yerinde (Avrupa, Çin ve Türkiye dahil), fikrinizi kamuya açıkladığınız anda, o fikir derhal patentlenemez hale gelir. Kendinize karşı "tekniğin bilinen durumunu" (prior art) yaratmış olursunuz.

  • Neler "açıklama" sayılır? Bir konferans özeti, bir poster sunumu, halka açık bir tez savunması ve hatta bir blog yazısı.

  • ABD İstisnası: Amerika Birleşik Devletleri'nin açıklamadan sonra bir yıllık "hoşgörü süresi" vardır, ancak uluslararası koruma istiyorsanız buna güvenmek risklidir.

Altın Kural: Önce geçici patent başvurusunu (provisional patent) yapın. Sonra gönlünüzce yayınlayın, sunun ve tweet atın.


Bölüm 1: İflas Etmeden Patent Başvurusu Nasıl Yapılır?

"Ben burslu bir lisansüstü öğrencisiyim. 15.000 dolarlık bir patent avukatını karşılayamam" diye düşünüyor olabilirsiniz.

İyi haber: Buna mecbur değilsiniz.


Adım 1: Buluş Bildirim Formu Her araştırma üniversitesinin genellikle Teknoloji Transfer Ofisi (TTO) olarak adlandırılan bir birimi vardır.

İlk adımınız onların Buluş Bildirim Formunu indirmektir. Bu yasal bir belge değildir; kurum içi bir nottur. Şunlar gibi soruları yanıtlarsınız:

  • Ne yaptınız?

  • Bunu yapmanıza kim yardım etti? (Buluşçular)

  • Araştırmayı kim finanse etti? (Proje numaraları)

  • Bu neden mevcut olandan daha iyi?


Adım 2: Değerlendirme Formu TTO'ya gönderirsiniz. Onlar bunu (ücretsiz olarak) incelerler. Sizin yatırımcılarınız gibi hareket ederler. Şunu sorarlar: Bunun bir pazarı var mı? Bunu lisanslayabilir miyiz?


Adım 3: Geçici Patent Başvurusu Eğer TTO fikrinizi beğenirse, avukatların parasını onlar öder. Ve bir "Geçici Patent Başvurusu" yaparlar.

  • Bu bir yer tutucu görevi görür.

  • "Rüçhan Hakkı Tarihinizi" (öncelik tarihinizi) güvence altına alır.

  • Artık pahalı ve resmi patenti dosyalamadan önce daha fazla veri toplamak için 12 ayınız vardır.

Önemli ayrımlar:

  • Buluşçu (Inventor): Bu sizsiniz. Adınız sonsuza kadar patentin üzerinde kalır.

  • Başvuru/Hak Sahibi (Assignee): Bu Üniversitedir. Laboratuvarlarını ve kaynaklarını kullandığınız için teknik olarak patent haklarına onlar "sahip olur", ancak geliri sizinle paylaşırlar.


Bölüm 2: Patentiniz Var... Peki Şimdi Ne Olacak?

Çekmecede duran bir patent sadece bir kağıt parçasıdır. Ticarileşmesi için üniversiteden çıkması gerekir. Genellikle iki yol vardır:


Yol A: Lisanslama ("Pasif Gelir" Yolu) Üniversite, teknolojinizi kullanmak isteyen mevcut bir şirket (örneğin Google, Merck, yerel sanayi devleri vb.) bulur.

  1. Şirket üniversiteye bir ücret ve telif hakkı (royalty) öder.

  2. Üniversite genel giderler için bir kesinti yapar.

  3. Size bir çek verilir.

Politikalar değişmekle birlikte, üniversiteler genellikle net telif gelirlerinin %30 ila %50'sini buluşçularla paylaşır. Eğer ilacınız çok satan bir ürün olursa, bu miktar önemli olabilir.


Yol B: Spin-Out ("Girişim/Startup" Yolu) Bu, cesurlar içindir. Siz, hocanız (PI) veya bir iş ortağınız teknolojiyi geliştirmek için yeni bir şirket kurarsınız.

  1. Bir startup (girişim) şirketi kurarsınız.

  2. Girişiminiz, patenti üniversiteden "lisanslar".

  3. Dışarı çıkıp risk sermayesi ararsınız veya SBIR/STTR (küçük işletmeler için devlet destekleri/hibeleri) gibi fonlara başvurursunuz.

Bu yüksek riskli ama yüksek ödüllü bir yoldur. Kendi kaderinizin CEO'su veya CTO'su olmanızı sağlar.



 
 
 

Yorumlar


bottom of page